OSD Açıkladı: Türkiye'de Otomotiv Üretimi 2026'nın İlk Çeyreğinde %7 Düştü
OSD verilerine göre, 2026'nın ilk çeyreğinde Türkiye'de otomobil üretimi geçen yıla kıyasla %18, toplam otomotiv üretimi ise %7 düşüşle 321 bin 856 adet oldu. Toplam ihracat 215 bin adedi aştı.
Otomotiv Sanayii Derneği 2026 yılının ilk çeyrek verilerini kamuoyuyla paylaştı. Bu güncel veriler sektördeki üretim eğilimlerini açıkça gösteriyor. Türkiye genelinde toplam otomotiv üretimi ocak ve mart ayları arasında azaldı. Geçen yılın aynı dönemine kıyasla üretim yüzde 7 oranında düştü. Üretim bantlarından inen toplam araç sayısı 321 bin 856 adet seviyesinde kaldı. Rakamlardaki bu düşüş üretim hatlarındaki temponun yavaşladığına işaret ediyor. Otomotiv markaları talep koşullarına uyum sağlamak amacıyla vardiya planlarını yeniden şekillendirdi. Tüketici alışkanlıklarındaki değişim üreticilerin daha esnek bir yapı kurmasını zorunlu kılıyor.
Binek otomobil kategorisinde yaşanan üretim düşüşü daha belirgin bir hal aldı. Yılın ilk çeyreğinde otomobil üretimi yüzde 18 azaldı. Fabrikalar 181 bin 364 adet otomobil üretti. Tüketicilerin binek araç talebindeki daralma markaların üretim adetlerini doğrudan aşağı çekiyor. Artan finansman maliyetleri bireysel alıcıların satın alma kararlarını ertelemesine neden oldu. Ekonomik sıkılaşma adımları hane halkının bütçe yönetimini değiştiriyor. Satın alma iştahındaki kayıp markaları yepyeni stratejiler geliştirmeye zorluyor. Otomobil üreticileri stoklarını eritmek adına üretim bandını yavaşlatmayı tercih etti.
Ticari araç sınıfı binek otomobillerden tamamen farklı bir grafik çiziyor. Bu gruptaki toplam üretim yüzde 14 oranında arttı. Ticari araç üretimindeki büyüme lojistik sektörünün canlılığını koruduğunu kanıtlıyor. Ağır ticari araç üretimi yüzde 20 artış gösterdi. Hafif ticari araç fabrikalarından çıkan araç sayısı yüzde 13 yükseldi. E-ticaret operasyonlarının genişlemesi kargo firmalarının filo kapasitesini büyütmesini gerektirdi. Taşımacılık ihtiyaçları ticari modellere yönelik güncel talebi diri tutuyor. Filo kiralama şirketleri bütçelerini ticari araç alımına yönlendirdi.
Üretim hacmindeki dalgalanmalar endüstriyel tesislerin kapasite kullanım oranlarını değiştirdi. Otomotiv sanayisinin genel kapasite kullanım oranı yüzde 60 seviyesine indi. Bantların tam kapasiteyle çalışmaması sektördeki arz esnekliğini ortaya koyuyor. Araç gruplarına bakıldığında hafif araçlarda bu oran yüzde 62 oldu. Kamyon grubunda kapasite kullanımı yüzde 57 bandında ölçüldü. Tesisler mevcut talebi tam karşılayacak kadar araç üreterek depo maliyetlerinden kaçınıyor. Otobüs üreten fabrikalar yüzde 69 oranında mesai yaptı. Turizm şirketlerinin filo yenileme yatırımları otobüs endüstrisini ayakta tutuyor. Traktör tesislerinde kapasite kullanım oranı yüzde 28 düzeyine geriledi. Tarım sektöründeki daralma çiftçilerin traktör yenileme hızını yavaşlatıyor.
İhracat cephesinde adet bazlı bir küçülme yaşanıyor. Yılın ilk çeyreğinde toplam otomotiv dış satımı yüzde 15 azaldı. İhraç edilen araç sayısı 215 bin 323 adede düştü. Avrupa ekonomisindeki yavaşlama Türkiye merkezli tesislerin ihracat hacmini sınırlandırıyor. Otomobil özelindeki dış satım yüzde 29 oranında geriledi. Avrupalı tüketicilerin temkinli yaklaşımı sınır ötesi satışları baskılıyor. Ticari araç ihracatı tüm olumsuzluklara rağmen yüzde 5 artış kaydetti. Şirketlerin toplu araç alımları ticari segmentin direncini artırıyor. Traktör ihracatı yüzde 12 artarak 2 bin 835 adet oldu. Farklı kıtalardaki devlet teşvikleri yerli traktörlerin dış pazarlarda müşteri bulmasını kolaylaştırıyor.
Dış pazarlara gönderilen araç sayısı azalırken elde edilen döviz geliri yükseldi. Türkiye otomotiv sanayisinin toplam ihracat geliri geçen yılın aynı dönemine kıyasla büyüdü. Bu gelir yüzde 3 artarak 9,9 milyar dolar seviyesine ulaştı. Küresel piyasalardaki fiyat artışları ve katma değeri yüksek araç satışı ihracat gelirinin artmasını sağlıyor. Satılan araç sayısı azalsa bile ülke kasasına giren döviz miktarı çoğaldı. Ana sanayi ihracatı dolar bazında yüzde 3 büyüme gösterdi. Tedarik sanayi ürünlerindeki ihracat yüzde 4 oranında arttı. Parça üreten yerli tesisler küresel otomotiv markalarının tedarik zincirindeki yerini sağlamlaştırıyor. Otomotiv sektörü Türkiye ihracatından yüzde 18 pay aldı. Sanayi bu yüksek oranla ihracat şampiyonu unvanını korumayı başardı. Sektör ülke ekonomisine düzenli döviz kazandırma misyonunu kesintisiz sürdürüyor.
Türkiye iç pazarında satılan araç sayısı hafif bir gerileme yaşıyor. İlk üç ayda toplam otomotiv pazarı geçen yılın aynı dönemine göre daraldı. Bu oran yüzde 4 azalma şeklinde tablolara yansıdı. İç piyasadaki satış rakamı 274 bin 346 adet oldu. Tüketiciler yükselen fiyat ortamında büyük harcamalardan uzaklaşıyor. Otomobil satışları yüzde 6 düşüş yaşadı. Sadece otomobil pazarı 210 bin 688 adetlik hacme ulaştı. Bankaların taşıt kredilerindeki kısıtlayıcı politikaları müşterilerin showroom ziyaretlerini azaltıyor. Peşin alım gücü bulunmayan bireyler ikinci el pazarına yöneldi. Ticari araç iç pazarında bambaşka bir tablo bulunuyor. Hafif ticari araç pazarı yüzde 4 büyüme kaydetti. Esnaf kesimi ticari faaliyetlerini sürdürmek amacıyla araç filolarını güncel tutuyor.
İç pazardaki genel küçülmeye karşın yerli otomobillerin pazar payı genişledi. Satılan binek araçların içindeki yerli model payı yüzde 36 seviyesine tırmandı. Geçen yılın aynı döneminde bu oran yüzde 32 düzeyindeydi. Türkiye fabrikalarında üretilen otomobillerin daha fazla satın alınması sanayi yatırımlarının tüketici nezdinde kabul gördüğünü kanıtlıyor. Yerli otomobil markaları kullanıcılara erişilebilir fiyatlar vadediyor. Hafif ticari araç satışlarında yerli marka payı yüzde 23 olarak kayıtlara geçti. Otomotiv markalarının iç pazara yönelik düzenlediği özel kampanyalar yerli araçların satış hızını artırıyor. Tüketiciler yedek parça bulunabilirliği sebebiyle yerli üretime yöneliyor.
Otomotiv Sanayii Derneği Başkanı Cengiz Eroldu yerli araç satışlarındaki pozitif tabloyu değerlendirdi. Eroldu yerli üretim araçların ulaştığı seviyenin Türk sanayisi için hayati değer taşıdığını vurguladı. Bu büyüme fabrikaların mevcut istihdam kapasitesini korumasına yardımcı oluyor. Eroldu sunumunda küresel tedarik zincirindeki güncel risklere değindi. Orta Doğu coğrafyasında süren askeri gerilimler otomotiv sektöründe kaygı yaratıyor. Bölgesel istikrarsızlıklar deniz rotalarını uzatıyor. Navlun fiyatlarındaki artış üretim maliyetlerini doğrudan yukarı yönlü etkiledi. Çatışma ortamı otomotiv tesislerinin hammaddeye zamanında ulaşmasını engelliyor. Fabrika yönetimleri gelecekteki bant planlarını yaparken bu jeopolitik riskleri hesaplarına katıyor. Endüstri liderleri alternatif tedarik kanalları kurarak yaşanabilecek büyük krizlere karşı önlem alıyor.